PROF. DR. BELMA TUĞRUL’DAN
“SEVGİ MÖNÜSÜ”

* Zaman zaman size ait bir sorumluluğu çocuğunuzun yerine getirmesini isteyin. "Benim yerime (...........) yaparsan çok mutlu olacağım." diyerek yetişkin gibi olma gereksinimini ve kendini yeterli, faydalı hissetme gereksinimini karşılayın.
* Sokakta gezerken "yanımdan ayrılırsan kaybolursun, kaçırırlar." vb. korkutmalar yerine, her hangi bir aksilik durumunda kimden nasıl yardım alacağını öğretin.
* Kendi giyeceklerinizi geceden "çocuğunuzla beraber" ya da onun göreceği şekilde siz hazırlayın. Ne giyeceğinize karar vermiş olmanız ve önceden hazırlığınızı yapmış olmanız çocuğunuzun düzenli olma, plan yapma, zamanı kullanma becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
* Çocuğunuz anaokuluna başladıktan 10-15 gün sonra evden okula bir mektup yazın, okula başladıktan sonra gözlemlediğiniz "olumlu birkaç özelliğini" belirtin. Bu, çocuğunuzun anaokuluna karşı olumlu tutum geliştirmesine yardımcı olur.
* Çocuğunuz henüz okuma bilmediği için anlayabileceği işaretler kullanarak bazı hatırlatmalar yapın. Odasına "oyuncak toplamayı" hatırlatan bir resim koymak gibi.
* Sen zaten her zaman (...............) yaparsın diye başlayan suçlamalar ve etiketlemeler çocuğunuzun kendini değersiz hissetmesine neden olur. Bundan kaçının.
* Siz hatırlatmadan yerine getirdiği bir sorumluluk için mutlaka çocuğunuza ve eşinize teşekkür edin, memnuniyetinizi belirtin.
* Eşinize ve çocuğunuza "keşke öyle yapmasaydın" ya da "tabi öyle yaparsan böyle olur" yerine " böyle bir durumda başka ne yapılabilirdi" demeyi tercih edin. Çözüm için suçlamak yerine başka alternatifler düşünmesine yardımcı olun.
* Bakımından sorumlu tutacağınız bir bitkisi olmasını sağlayın. Ona özel bir isim vermesini isteyin.
* Alışveriş sonrası alınan şeylerden uygun olanları dolaba yerleştirmesi için çocuğunuza sorumluluk verin.
* Çocuğunuza her zaman ona güvendiğinizi hissettirin. Beceremezsin, yapamazsın, düşersin, dökersin gibi olumsuz beklentilerinizi dile getirmeyin. Yapabileceği şeyler için cesaret verin, yapamayacağını düşündüğünüz şeyler için başlangıçta mutlaka yardım edin, yavaş yavaş yardımınızı azaltın. Gerekmedikçe yardım etmeyin, gerekli olduğunda ise mutlaka yanında olun.
* Kullanmadığı temiz oyuncak, giysi, kitap vb. beraberce toplayın ve ihtiyacı olan birilerine verin.
* Çocuğunuz için küçüldüğünü düşündüğünüz giysileri çocuğunuzla beraber konuşarak kaldırın. Büyüdüğüne dikkat çekin.
* Yolda yürürken! "Sence bu adam nereye gidiyor olabilir?" oyununu oynayın. Bu oyun hem insanların farklılıklarına dikkati çekmek hem de akıl yürütme açısından önemlidir.
* Çocuğunuzun evde üstlendiği sorumluluklar var mı? Bu soruya cevabınız hayır ise ona mutlaka üstesinden gelebileceği sorumluluklar vermeye başlayın. Böylece evinizin önemli ve gerekli bir üyesi olduğunu hissetmesini sağlarsınız. "İyi ki sen varsın, terliklerin bu kadar düzgün durmasını sen beceriyorsun" vb. şeklindeki övgülerinize ihtiyacı vardır.
* Sorumluluk sahibi çocuklar ancak sorumluluk alarak yetişirler. Sorumluluk verilmeyen çocuklar kendi sınırlarını öğrenemezler. Ne yapıp ne yapamayacaklarını ayırt edemezler. Dolayısıyla kendilerini göstermek için sağlıksız yollar seçebilirler. Kendilerini göstermenin bir yolunu mutlaka bulurlar. Ama bu yol her zaman "onaylanan" bir yol olmayabilir.
* Çocuğunuzun inatçılığını, ısrarcılığını problem olarak algılamayın. Bunun kişiliğinin gelişme sürecindeki "kendi olma" mücadelesinin doğal ve sağlıklı bir sonucu olduğunu düşünün. Bu nedenle zorla bir şey yaptırma konusunda ısrarlı olmayın. Biz çözüm odaklanıp kalmayın, her zaman bir problemin çözümünde birçok seçeneğinizin olduğunu hatırlayın. Yaratıcı çözümleriniz çocuğunuza yaratıcı perspektif kazandırır.
* Çocuğunuzun sorduğu her soruya hemen o anda cevap veremeyebilirsiniz. Bazen sorunun cevabını gerçekten bilemeyebilirsiniz. Cevabı araştırmanız gerekir. Bazen de cevabı bildiğiniz halde araştırma yollarına dikkati çekmek için "bu sorunun cevabını dedene sorabiliriz/ kitaplara bakabiliriz/ konuyla ilgili birine sorabiliriz" vb. diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun sizi her şeyi bilen değil halen öğrenmeye gereksinimi ve ilgisi olan biri olarak algılamasına neden olursunuz. Ayrıca kendisi de bilmediği bir şeyle karşılaşınca öğrenme yollarını denemeye istekli hale gelir.